Sayfalar

6 Kasım 2011 Pazar

bugün bayram, erken kalkın çocuklar^^


bugün bayram, erken kalkın çocuklar,
giyinelim en güzel giysileri
ellerimizde taze kır çiçekleriii
üzmeyelim bugün annemizi :)

bayram da hepimiz biraz çocuğuz^^

hepimizin kurban bayramı kutlu olsun!! ^^

1 Kasım 2011 Salı

en sevdiğim dizi karakterleri - rötarlı bi mim..

 sevgili  hikaru uzuun bi süre önce mimlemiş beni fakat benim bunu farketmem biraz geç oldu ne yazık ki :s üstüne bir de hastalıktı sınavdı derken çook geciktim.. ama geç olsun güç olması değil mi? diyip atalarımıza sırtımı yaslayarak mimi cevaplamaya başlıyorum :)

       ESAS OĞLANLAR:

                    vuhuu !! işte bu adam !! absürtlüğüyle, ukalalığıyla, bakışkarıyla ve açık sözlülüğüyle alışık olduğumuz soğuk-yakışıklı- zengin adam karakterinin karizmasını baştan yazdı.. ayrıca bir dizi içinde 3 farklı karaktere bürünerek oyunculuğunu dibine kadar konuşturdu.. -bu son cünle direk hyun bin şahsuna giden bir iltifat olsa da yazmadan edemedim-..    süper eşofmanları olan bu adamı ennn harika esas adam ilan ediyorum!! :D


                               tadaaammm!!!! go jun pyo!! fiziksel görünümüne diyebileceğim hiç bir şey yok.. Allah özene bezene yaratmış derler ya, o hesap..  ama onun dışında da sen nasıl tatlı, nasıl çatlak  bir karakterdin?  yahu bof'a hala bayılıyorsam bilki sebebi sensin.. yoksa öyle 4 tane yakışıklı ve kibar ve zengin çocuk varmış, hay Allah hemde romantik ve iyi kalpliymiş bunlar.. sonraa acaip tatlı süprizler fln yapıyorlarmış falan, hepsii bir kenara sen bir kenara :D o kıvırck saçlarınla, agresif tarafınla - ki hatırlayın jandi'ye eziyet edenleren birine bir yangın tüpü geçirişi vardı!! off off off- acaip mimiklerin ve konuşma tarzınla ve hepsinden önemlisi basit mantığınla çok harikaydın.. seni de en en enn sevilesi esas oğlan seçiyorum!! 


RÜYA GİBİ İKİNCİ ADAMLAR :(
. buyrun  en sevdiğim duygusal, fedakar, çok seven ama hep kaybeden ikinci adamlar..


   kang shin woo
 romantik, kibar, fedakar,sıcak, ince düşünen, karşısındaki kırmayan, cool ve fazla iyi niyetli olan bu karakter ikinci adam olmak için ne gerekiyorsa hepsini taşıyordu...  go mi nam'ın sırrını erken keşfedip kimseye bir şey söylemeyerek, ona harika süprizler hazırlayıpta hep onun gelmesini bekleyerek ve en önemlisi bir aptala aşık olarak kaybeden taraf oldu..   sıcak kişiliği ve centilmen tavırlarıyla aptal go mi nam'ı  kaç kez sıkıntıdan kurtarmış, kaç kez rahatlatmıştı halbuki..hele o parkta küçük bir aşk hikayesi yazdığı sahneyle yüreğimi sızlatmıştı resmen..  gerçek hayatta asla bulamayacağımız o sıcacık karakteri ve zarif davranışlarıyla tam bir modern zaman prensi olan  shin woo benim için en zarif  ''ikinci adam''.. tabi kendisini young hwa'nın canlandırmasının benim için durumun vehametini arttırdığını söylemem gerek...

                        lee yull- goong    
işte size harcanan harika bir prens daha.. lee yull.. goong'u izleyenlerin bileceği üzere yine gerçek hayatta eşine benzerine rastlama imkanınızın pek olmadığı bu şahane karakter de hazin bir sonla içimizi sızlatmıştı.. şirin yüzü ve neşeli tavırlarıyla insanın içini ısıtan bu karakter benim gözüme ilk olarak chae kyung'ın eşofmanlarını ütülediğinde girmişti :) adam kızın kenara fırlattığı eski eşofmanı alıyor, yıkıyor, ütülüyor!! sonra da kıza geri getiriyor.düşünceli kelimesinin vücut bulmuş hali ! yine her türlü incelik, kibarlık, romantizm  had safhada.. ee sen zaten 2 beden büyüktün o chea kyung'a diyor  en köklüsünden güzel bir bitkiyi bu zatı şahaneye armağan ediyorum :) -evet bende artık kökü olan bitkiler alıyorum ;)-


         İKİNCİ KIZLAR:



            -seo nayoon-
                  bu kızcağızı (-cağız ekini eklemekten kendimi alamıyorum çünkü bu kıza acıdığım  çok sahne oldu) daha önce personal taste de ikinci ve de kötü kadın olarak izlemiştik kendisini sanırım ama ben  protect the boss'daki karakterini çok sevdim.. bu kızın basit mantığı beni bitirdi.. aynı zamanda tilkilik- kurnazlık da yapmadı/yapamadı.. hatta tuttu esas kızla arkadaş oldu !! yeri geldi onu kıskandı, yeri geldi sinir oldu ama ona ne kadar gıcık olursa olsun sinsilik yapmadı.. saf bir dürüstlüğü vardı bence.. sütten çıkmış akkaşık olmasa da çok affedilebilir ve yeni arkadaş olunaabilir bir eski sevgiliydi bence.. bu sebeplerden dolayı da çok seviyorum bu karakteri :)

    - jae kyung-
ahh bu kıza vurulmuştum ben resmen.. hah şöyle esaslı bir kız çıktı nihayet diye sevinmiştim kendisini bof'ta gördüğüm zaman.. hatta go jun pyo'nun hakkından da böylesi gelir demiştim.. jandi de o hastalıklı ji hoo'yla takılsın oh miss!! demiştim.. ama ne yazıkki en hoş karakteri en salak kıza layık gören koreli senaristlerin elinden bu karakter de çekmişti.. gül gibi kız ayakkabısına baka baka uçağa binip gitmek zorunda kalmıştı.. ah canım ne üzülmüştüm sana ya.. senin gibi tuttuğunu koparan sağlam bir kız bile senariste boyun eğmek zorunda ne yazık ki :/ neyse sen yine de en en en sevdiğim ikinci kızsın. ee bu da bişeydir :D
                                      

 ESAS KIZ

go  eun chan 

  şimdiye kadar izlediğim en samimi dizi şüphesiz coffe prince.. bu harika diziyi bu kadar harika yapanda oyuncuları ve sıcak atmosferiydi bence..  oğlan kılıklı esas kızımız eun chan inanılmaz samimi, inanılmaz  tatlıydı.. gerçeğe bu kadar uzak bir olayın bu kadar gerçekçi algılanmasını sağlayan pek çok ayrıntıdan en önemli olanı da bu karakterdi bence.. başlarda bay A'ya duyduğu aşkla, sonradan başgösteren iki zamanlılığıyla, zor kararlar alırken herkesin yaptığı hataları en içten şekilde yapışıyla olağan dışı durumunu o kadar inandırıcı bir hale soktu ki dizi bittikten sonra ''olur mu öyle saçma şey!'' diyebilecek bir kırıntı bırakmadı bize.. son iki senelik eğitim meselesi de olmasa tam süper olacak karaktere kadı kızında da olur o kadar kusur diyip şaşkın kızlar arasından yaptığı başarılı sıyrılışından dolayı tebriklerimizi sunuyoruz:)
                                                    
                 sekreter^^ :


-sekreter kim-
sekreter karizmasını baştan yazan bu adam nasıl şeker bir şeydi ya?!! ''ama başkanımm'' diye omuz sallamasını, dudak büküşünü düşündükçe hala  gülümsemekten kendimi alamıyorum.. secret garden'a yakışır bir sekreterdi vesselam :)


YAN ROLLER:

-jin ha rim-

  aslında buraya tüm coffe prince çalışanlarını dahil etmek isterdim ama madem biraz seçici olmaz gerekiyor ben ha rim diyorum :)  dizi boyunca bu hafif çatlak karakterin my chaann!! larına acaip içten bir şekilde eşlik ettim :D çook talı çok şeker, çok relax bir karakterdi.. babasına resti çekip kalacak yer bulamayınca müdür hong'un evine sığınması sonra orda çektikleri ve ''ben uzun yaşamak istiyoruummm!!''   feryatlarıyla çok sevimliydi  sonra birde eun chan'ı ne kadar severse sevsin asıl dostuna sahip çıkışı gong yoo'nun çektiklerine rağmen kız olduğunu bir türlü  itiraf edemeyen eun chan'a ve diğerlerine tavrı çok gerçekçi ve dobraydı.. çapkın mapkın ama esaslı çocuktu yani :D 
                     

sevmek mi, gitmek mi? ^^
şimdiye kadar izlediğim dizilerde en harika , en güçlü, en hayran olunası kadın işte buydu!! onun kendine güveni, konuşma tarzı,  yürüyüşü, tarzı kendi tabiriyle çok ''aydınlık''tı.. :)
ve de o saf adama aşık oluşu zaten onun nasıl bir insan olduğunun en güzel kanıtıydı.. annem gibi sevilesi bu kadın benim hala koreden umutlu olmamı sağlıyan kadın karekterlerden biri :)


bu adamda acaip bir Türk imajı var bence.. dürüst gözü kara ve de tabi ki yufka yürekli :D
bir de hafif göbeği var ki çook şirin.. sırf bu sebeplerden ötürü acaip kanım ısındı bu elemana..

       ACAİP ÖZELLER:

                     işte bu kategoridekileri yere göğe sığdıramıyor, acaip seviyorum..       


yeorim-

son zamanlarda song jong ki sevgim bu karakteri biraz gölgelese de o hala zirvede.. bir göz kırpsın yeter :D

cha dong  joo

beni inanılmaz etkileyen,  acaip doğru bir adamdı.. herşeyini çok sevdim .. gerçekten ''özel'' bir karakter..


-geul oh-

ahh!!o dudaklar!! o dudaklar !!öhöm şey tamam asıl konuya geliyorum, çook cool olan bu serseri kılıklı kızıl elçi çok karizmatikti..


-ruh bekçisi-

''böyle de sevimli olunmaz ki ama '' cümlesini dilimize pelesenk eden bir diğer karakter.. çook sevdim, çokk!!


-jeremy-

bu karakteri ne kadar sevdiğimi işte bu sahnede anlamıştım.. resmen kalbim acımıştı burayı izlerken.. ve hatta  ağlamış ve minam salağına çok küfretmiştim..  jeremy o saçlarına rağmen inanılmaz tatlı inanılmaz şirindi..




evet anlıyacağınız üzere benim karakter seçimimde öyle aman aman kriterler yok.. zaten ağırlığı ne tarz insanlara verdiğimi farketmişsinizdir :) adam-/bayan şirin olsun, samimi olsun canımı yesin .. öyle mükemmel başarılı, yakışıklı ve de yeteneklilere uyuz olurum.. dizilerde bile sevmem, dolayısıyla da şu çarşaf listemde bile bir tanesine rastlayamamanız doğaldır.. 
şimdi baştan bi okudum da biraz  garip bir yazı olmuş bu sanki .. ama napıyim, bu kadar çok sevdiğim karakterden birden bahsetmeye kalkınca işin içinden çıkamadım :S sağ duyumu kaybedip aman ne tatlı aman ne şekerden başka bişey yazamamaya başladım.. siz kusuruma bakmayın .. 

bu uzun listemle mim'i biraz esnettiğimin farkındayım ama ancak bu kadara indirebildim.. daha adının geçmesiyle bile bulutların üstüne çıktığım çok karakter var ama dediğim gibi seçici olmaya çalıştım :P :) 


hmm son olarak da bu mimi kime yollasam kime yollasam? hmm buldum, harmonycim , mimlendin canım :)        




30 Ekim 2011 Pazar

kim bum'dan deprem taziyesi ..

 
                                              
   sabah şu haberi okumamla birlikte kim bum sevgimde devasa bir patlama yaşandı.. dün kim bum şöyle bir tweet atmış:  

  "Hello fans in Thailand~ I'm so sorry to hear about the flood. Dear fans in Turkey, I'm also deeply sorry to hear the news about the earthquake. I would like to send my condolence to fans affected by the flood and earthquake. Please stay strong and don't lose hope. Cheer up!"

  waaa!!! ya yavrum sen nasıl tatlı bişeysin yaa!!  zaten sevimliydin, şimdi bu mesajın üstüne ne oldun , sana ne demeliyim bilmiyorum :S :D


kalbimde en tepelerdesin şu an...
sadece bir mesajla oralara çıkılabiliyomuymuş, bende şimdi farkettim..
ama ne olursa sadece bir tweet'le insanlara moral vermek olağanüstü bişey..
ve insanın bunun farkına varıp, bunu değerlendirmesi daha da harika..


haa, fazlaca reel çalışan zihniyetler ne değişti sadece bir tweet , göz boyama bunlar diye düşünebilirler ve belki bu daha gerçekçi bulunan  bi yaklaşım olur ama ne olursa olsun  en azından iki çift tatlı söz duymak insana zor zamanlarında her zaman iyi gelir.. 


bu yüzden ben bu tweeti görünce çok mutlu oldum ve Kim Bum'u da aldım kalbimin en tepesine koydum..


bugünlük kendisini fahri prensim ilan ediyorum!! 


saranghe oppaaa!!!! diyerek  bu buram buram fangirl kokan yazımı tamamlıyorum :D 



17 Ekim 2011 Pazartesi

12 Ekim 2011 Çarşamba

ft island klibinde bir istanbul yazısı !!!



  vuhaha:) acaip mutluyum bugün ya :D neden mi? çünküü bugün alnımın akıyla 4 adet pratik sınavını atlatıp bir de üstüne acaip tatlı bir hikaye okumaya başladım..

haa birde memory in ft island yayınlandı ki inanılmaz sevindim, bayıldım :D

hatta sabah uyandığımda aklımda sınavlardan ziyade bu mv vardı :S

neyse gelelim biz videomuza .. ilk söylemek istediğim şey ben bu veledi -ki anlıyacağınız üzere hong ki oluyor- çoook özlemişim yav!! videoyu izlemek otogarda sevdiklerime sarılma etkisi yarattı bende hatta :P :D

ama cidden çok sevdim bu klibi ve şarkıyı.. ne zamandır bu tarz birşey bekliyordum zaten.. beklentilerime tam olarak cevap verdi bu mv diyebiliriz :)

özellikle hong ki' nin nihayet bişeye benzeyen tarzına ve fonda ki ahşap duvarlara, ahşabın arasından geçen ışık huzmelerine,sahil,gökyüzü ve kum olayına bayıldım.. çok sıcak ve enerjik bir klip olmuş bence..

vee şimdi asıl bomba geliyor!!
klibin sonunda 3.25'de baterinin üstünde istanbul yazısı var sanki di mi ?
hatta ''u'' hilal şeklinde ve üstünde bir yıldız var.. bildiğiniz bizim istanbul yani :D

dikkat edin cidden var, harbiden yani ..
niyeyse çok şaşırdım.. bu marka acaip ünlü de ben durumdan bihabersem cahilliğime verin ..
ama bi bilen varsa da ses versin, rica ediciim ..

dipnot: yahu cidden çok sağlam şarkı.. klipte ayrı bi sıcak .. sadece o beyaz gülleri çözemedim .. hong ki' nin kemerinde olanından bahsediyorum :)

4 Ekim 2011 Salı

yaşasın yemek yemek!!

 UYARI: 
son derece acaip bir biyolojik saat uygulamasına geçtiğimiz için aşağıdaki satırlarda mantık, konu bütünlüğü ve uyumu aramamanızı rica ederiz.. başlıkla ilgili asıl yazı biraz daha aşağıdaki noktalı yerden hemen sonra başamaktadır, isteyen direkt ordan başlasın .. benden söylemesi :)
................


yorgunum, yorgunum, yorgunum!!  
feci halde yoğun olduğumdan şikayet edip durduğumun farkındayım ama  gerçekten çok yoruluyorum ben ya!!!!!
hatta bedenime ağır gelen yaşamım sonucunda beynim ara sıra tüm fonksiyonları bilinç altıma devredip beni sık sık yarı  yolda bırakabiliyor..

ee tabi bu durumda  benim bilinç altımda  pusuya yatmış bekleyen envai çeşit tepki, mimik, ses tonu en olmadık zaman ve yerlerde içimden fırlayıveriyor :s

''bi daha durakta bekle, ceza yazıyolar'' diyen dolmuş şoförüne tek elimi kaldırıp hyun bin edasıyla ''sorry!'' deyişim olsun, kütüphanede düşürdüğüm kitaplarla birlikte yükselen ahgg, ayşş ve  klavye de bulamadığım seslerden dolayı tüm kütüphaneden çook çok özür dilemek zorunda kalışım olsun, dersin ortasında zil sesime- thump thump- mesaj sesime  - vuncamaşşo, evet hala aynı:D-   içtenlikle eşlik edişim olsun, adımı taşıyan hareketlerle ilginç günler geçiriyorum..
ama bu durum ne canımı sıkıyor ne de  ruh halimde en ufacık bir değişikliğe  sebep oluyor..
çoğu zaman olay esnasında farketmiyorum bile zaten :)
siz şimdi amaan bunlar ara sıra başımız dumanlıyken hepimizin başına gelebilecek şeyler diyebilirsiniz..
ama şans(!)  eseri önüne yuvarlanan kadavradan da mı etklenmez insan..
yada üst üste 3 kez gondola binip indiğinde yine aynı köpükkafa olarak kalması normal midir?
hiç mi bişey uyandırmaz bu insanı??

bazen olmuyo, uyandırmıyo işte..

 ama akıllı ben ''ee madem yorgunum biraz dinleneyim'' demek yerine ''hiçbişeyden geri kalmam arkadaş!!'' felsefesini taşıyıp 3 saatlik uykulara, deli gibi ağır derslere rağmen hala bu yaşam şeklimi sürdürmeye devam ettiğim için kırmızı gözler ve  çevrimdışı bir beyinle ortalarda gezmeye devam edicem ..

ama haftaya cumayı atlattığımda uyuyan güzele taş çıkartan bir uyku beni bekliyor olcak :)
vee yeniden yaşamla bağdaşan hareketlerde bulunabilme fırsatı yakalıcam :)
.......................
.............
...
bu arada hala okumaya devam eden birileri varsa, helal olsun, sizden süper psikolog olur.. her eve lazımsınız, acaip sabırlısınız... ^^
tam olarak süngerleşmiş bir beyinle yazmaya devam ettiğim yazının asıl konusunu öğrenmeye hak kazandınız :)

ramen- noddle ve evdeki bilimum gereçlerle can sıkıntısı atmalık atıştırmalıklar :)

 kore dizisi izlerken makarna yapma alışkanlığıma yepyeni boyutlar ekleyip sanatsal(!) bikaç hareketle süslediğim şu porsiyonu sizle paylaşmaktan gurur duyuyorum :D


         ya şu yukarda yazdığım cümlelerin peşine karşınıza böyle bişeyle çıkınca beni lüzumsuz işler müdürü olarak atamanız son derece doğaldır :D yoğunum, yoğunum diyosun gece gece nelerle uğraşmışsın , cıkcık'ları duyar gibiyim hatta.. ama zaten böyle şeylerden vazgeçemeyip hayatımı eski düzende devam ettirmeye çalışmak benim savaşım.. yoksa naletayn gözlüklü, asosyal bir tıp öğrencisi olmak çok da zor bişey değil.. ama benim de tarzım değil :)  bu yüzden birazcık(!) yorulsam da bu konuda inat edebilmeyi seviyorum :)
           
  neyse şimdi gelelim bu şaheseri nasıl yaptım?
  buyrun malzemeler:

  noddle, acılı çeşni, maydanoz, nane, soğan, kırmızı biber, isteğe göre yumurta,-sosis- salam- kaşar hatta pastırma :D


yukardaki noddle paketinde 6 porsiyonluk erişte var.. her biri kare kare ayrılmış.. biraz su kaynatıp içine istediğimiz kadar noddle ekliyoruz.. daha sonra çeşnimizden de istediğimiz kadar ekliyoruz.. saydığım malzemelerdende istediğimizi seçip kaynayan suya ekliyoruz:)

 
 tamamen istediğimiz malzemeleri keyfimize göre karıştırıp yukardakine benzer bi görüntü elde etmeye çalışıyoruz..  sonra noddle kıvama gelince bi kaseye alıp  üzerini haşlanmış yumurta, karides yada et parçalarıyla süsleyebilirsiniz..ama  ne koyarsanız koyun en sonunda tabakta  en az beş farklı rengin göründüğünden emin olun yoksa yemeğe ve onu yiyecek kişiye yeterli saygıyı göstermemiş olursunuz:p :) 

ama yok benim o kadar vaktim diyorsanız buyrun şöyle bişey alın:



ister kendiniz yapın ister hazır alın her ikisinde de  farklı tatlar tatmak ve yemek yiyebiliyor olmak güzeldir :)
ee ne demişler?
 yaşasın yemek yemek!!! :)



dipnot:  ben acaip beğenmiştim yaptığım karışık şeyin tadını.. ama tabi baharatla arası olmayan hiç dokunmasın, hatta bence öylesi yaşamasın :P :)



15 Eylül 2011 Perşembe

yonghwa aşkına!!


  Başa gelen çekilir diyerek başıma gelenlerle bihal olduğum şu günlerde ayaklarıma inen kara sular sebebiyle 18.00-21.00 saatleri arasında yatağımı habitat olarak belirlemiş bulunmaktayım..yoğun olacağımı az çok tahmin etsem de ulan uyumaya da mı fırsat yok!! serzenişinin beynimde bu denli sık dönmesi canımı sıkmaya başladı.. bende acaip yoğun gündemime kısa bir mola verip kalan tüm enerjimle işte şunu yaptım;


biraz daha kendimi toparlayabilirsem yazı da yazıcam inş :) ama bence bu da fena olmadı..ne de olsa kenarından köşesinden yonghwa bulaştı ^^

 ve artık biraz neşelenmiş ve dinlenmiş bir halde ''korkunç hızlı ve yorucu'' yaşantıma dönmeliyim..
yeni molalarda görüşmek üzere^^