geçenlerde şöyle bir yazı yazmıştım:
canım sıkkın galiba.. aslında sıkkından da öte bi mengenede gibiyim.. ve hala ''canım sıkkın galiba'' tarzı cümleler kuracak kadar da kronik bir ''umut edelim-iyi şeyler dileyelim-dua edelim-gülümseyelim'' ruh haline sahibim.. ve bu durum benim için ruh halinden ziyade saçma bir alışkanlığa dönüştü iyice..
''azimli olmak, inatçı olmak ,birşeyler başarmak için uğraşmak'' ilk başta kulağa güzel gelse de son zamanlarda saçmalıktan başka bişey olmadığını düşünüp, kaderden öteye bişey geçmez diyip, içinde bunları barındıran her türlü davranıştan köşe bucak kaçasım var..yani biraz olsun kendimi rahat bırakasım var..
ama öyle bi durumdayım ki şu an birşeyleri bıraksam tüm sürü üstümden geçip gider.. ve benim de nal toplayacak halim bile kalmaz.. o yüzden güzel düşünmekle başlayıp hayattan zevk almakla biten öğütler silsilesine güvenmek istiyorum..
çünkü kendi kendimi oyalamaktan yoruldum..
güne gülümseyerek başlamaktan,
2ne1 ı'm the best, we are the champions arzı şarkılarla kendime gaz vermeye çalışmaktan,
karşıma çıkan insanlara içten bir günaydın demekten yoruldum..
dolmuşta aptalın teki mal gibi otururken ayaktaki amcaya yer vermekten yoruldum.
oda-sınıf-yakın arkadaşımın sürekli bana sinsice gelen davranışlarda bulunmasından yoruldum..
havanın gri olmasından, çikolatanın kalorisinden bıktım..
bu alengirli ilişkilerden de sıkıldım..
hem bi sabah kalktığımda o hep ertelediğim şeylerin en azından bir kısmı hop diye gerçekleşiverse ne olur yani?
sabah erken kalkmadan da doğru düzgün hazırlanacak vaktim olsa..
atlasım pamuk kadar hafif olsa..
kuaförüm ucundan çok az'ı tam olarak anlasa..
ya da yaşamak zorunda olmadığım bi şehirde yaşayabiliyor olsam mesela..
dünyanın sonu mu gelirdi?
bu gidişle dünyanın sonu gelmese de benim insanlığımın sonu yakın gibi duruyor...
hem acımasız, aksi , hırslı ve bencil olmam neleri değiştirirdi merak ediyorum..
bu yüzden yarın sabah solumdan kalkmaya karar verdim .. hadi bakalım..
.........................................
..........................................................................
........................................
ama sonra yazıyı bitirirken başlarken ki kadar yoğun bir can sıkıntısı çekmediğimi hatta belki! biraz durumu abarttığımı dşünerek taslak olarak bırakmıştım..
ama şu an bu yazı cidden hafif kalıyor.. ve saçma sapan, olayları anlatmadan kendin çözmeye çalışırsan, kendine sürekli ''all iz vell'' telkininde bulunursan işler yoluna girer felsefemi taa büyük ayın göbeğinden geçecek kadar uzağa , bir alienin kucağına düşecek şekilde fırlatıyorum..!!
çünkü bu iş bana aptalmışım gibi hissettirmeye başladı..
kendime paboya, ahoya,idiot tarzı her türlü safsalak sıfatını reva görecek halde hissediyorum..
tamam 20 yaşında biri olarak çok görmüş geçirmiş, feleğin çemberinden geçmiş biri olmayabilirim ama en azından arkadaşlık adına hepimizin sahip olduğu bazı değerler vardır değil mi?
peki bu değerlere inanılmaz sahip çıkan ideal arkadaş görünümünde birisi en yakın arkadaşınızsa ve siz hala sadece görünüm mü, gerçek mi ayırt etmekte zorlanıyorsanız cidden aptal mısınızdır?
yoksa sadece iyi niyet beslediğiniz,inanmak istediğiniz, iyi olması için emek verdiğiniz ama sonunda uğruna kaçırdığınız fırsatlara ve kaybettiğiniz zamana acıyan , tüm çabalarına rağmen elinde temelsiz bir hurda kalan bir aptal mısınız?
cidden kafam karışk.. ve yorgunum..ve daha da acısı şu an kendimi o kadar salak hissediyorum ki!! sürekli sorunun asıl kaynağını atlayan eften püften şeylere patlayarak asıl meseleni üstünü kapatan bir salak!!
ben samimi biriyimdir.. hislerime güvenirim.. yada en azından eskiden böyleydim..
zorlu yada karmaşık olmayan, hisleri yüzünden okunun biri olmayı,
sevdiği kişilerle çok sevdiği şeyleri paylaşmaktan zevk alan..
arkadaşının canı sıkkınsa ve kendi mutluluğu ikisinede yetmiyorsa mutlu olmayı bırakıp onun sıkıntısının bir kısmını yüklenen biri olmayı severdim..
birlikte rezil olmayı, birlikte sinirlenmeyi seven...
herkese olmasa da bir kişiye zayıf yanımı göstermekten çekinmeyen biri..
ve şimdi sırf senin gibi birisi yüzünden mi en sevdiğim bu özelliklerimden dolayı acı çekiyorum?!
ve sen nasıl bu hale gelmeyi başardın?
yada sen hep böyleydin de ben mi yeni uyadım..
beni nasıl bu kadar kötü bir duruma sokarsın?
neden??
egon bu kadar mı büyük?
sen aynı haldeyken sana destek olan birine nasıl bu kazığı atarsın?
beni trenden raylara yuvarlamaya bu kadar mı hevesliydin..
yaşadığım şehirin en güzel yerlerini senle keşfedip, hayatıma renk katan herşeyi senle paylaşmıştım..
komik olan herşeyi sende gül diye hiç atlamadan sana anlatırdım..
canın sıkkınsa nefret ettiğim dramları açardım birlikte salya sümük ağlayalım diye..
sırf senden hoşlanmıyor diye kaç arkadaşımla arama sessizce mesafe koydum..
senle birlikte kilo aldım ama sen tek başına rejime girdin..
sen hastayken ben en güzel filmleri seçtim izleyelim diye ama ben hastalandığımda sen benim tanıştırdığım arkadaşlarına film izlemeye gittin..
sen önemsiz bir sınavdan düşük aldığında seni teselli ettim..
ama ben kalmama ramak kalan bir sınav sonucu aldıktan sonra sadece iyiyim diyerek seni iyi olduğuma inandırmıştım..
ve ben sırf sana tükettiğim töleranslarım yüzünden etrafıma karşı daha sinirli, daha tahamülsüz bir insan oldum..
cidden aptalım değil mi?..
enerjimi tüketen karadeliğe en yakın arkadaşım sıfatını veren bir aptal..
ama artık bitti..
sevdiğim yönlerimi kaybetmek istemiyorum..
sabahları solumdan kalkmak istemiyorum..
ve birlikte geçirdiğimiz anlardan da nefret etmek istemiyorum..
o yüzden bu yazıyı yazdım..
çünkü sana söylersem biliyorum ki hiçbirini kabul etmeyeceksin ve yukarda istemediğimi söylediğim şeyleri yapmamı sağlayacak şeyler söyleyeceksin..
bu yüzden bu, benim tarafımdan yazılmış arkadaşlığımıza son verme fermanı ..
ve senin tarafında kayda değer bir arkadaşlık emaresi görmediğim için bu fermanı okumana da lüzum görmüyorum..
sen aynen yaşamaya devam et..
bende kendi yoluma gideyim..



















