Sayfalar

19 Eylül 2012 Çarşamba

1. JYJ Türkiye Festivali


tam da sadece okula gidip gelen bir ot olma konusunda yapılan mahalle baskısına boyun eğmek üzereyken karşıma çıkan bu haber beni dehşet ferahlattı :)

JYJ festivaline katılıp dehşet eğlenceli ve yorucu bir gün geçirmeyi planlıyorum..
yol arkadaşımı da buldum, daha ne olsun ? :)

festivalle ilgilenenler JYJ Turkey adresinden ayrıntılı bilgiye ulaşabilirler..

organizasyonda emeği geçenlere şimdiden teşekkürlerr :)







18 Aralık 2011 Pazar

çok yönlü blogger ödülleri! ^^

  öncelikle nihayet klavye başına geçebilip de taa ne zaman yazıp bir ara düzenlerim diye bıraktığım mim'e dönebilmek nasip olduğu için acaip mutluyum.. yarabbim nasıl bir kargaşalı koşuşturmalı bir 15 gün geçirdim ben yaa! her ne kadar çook eğlenmiş olsamda şöyle ayaklarını uzatıp bilgisayar başında takılmanın da nasıl bir saadet olduğunu hatırlamış bulundum :) neyse sonuç olarak gecikmeden ötürü sevgili harmony'den çok özür diliyorum :( çok üzgünüm çingu..
hatta inan şu an suju'dan daha sorry sorry durumundayım ama daha fazla geç kalmamak için artık mim'e geçsem iyi olacak:)

ilk olarak kurallar:

1-bu ödülü bize yollayan bloggera teşekkür ediyor ve blogunun linkini paylaşıyoruz.
2-kendimiz hakkında bilinmeyen 7 gerçek yazıyoruz o.0
3-bu ödülü diğer sevgili blog sahiplarine iletiyoruz fakat kontenjanımız sadece 10 yazar :(

ve artık başlıyoruz^^

ilk olarak bu mim'i bana paslayan harmony'ye çok teşekkür ediyorum :) şeker pembesi teması, blogunu okurken beni acaip rahatlatıyor^^ rahat ve sakin uslübunu da unutmamak lazım tabi :) bu yeni arkadaşımdan okuduğum güzel yazıların kesilmemesi dileğiyle .. tekrar teşekkürler^^

ımm bakalım sırada ne var?
kemdimden acımasız gerçekler :P tamam , o kadar acımasız olmasa da hakkımdaki bikaç garip özellikten bahsetmek ilginç olacak :)

   1- kararsız kazım
genelde hızlı karar veren biriyimdir ama sevdiğim şeyler arasında asla seçim yapamam.. şimdi sevdiğim şeyler deyince anneni mi daha çok seviyosun babanı mı? tarzı tercihler gelmesin aklınıza ..beni çaresiz bırakan tercihler daha çok alışveriş sırasızda vukuu bulur.. mesela alışverişte beğendiğim iki kazak arasında kalmak  hatta iki kazak da değil aynı kazağın iki farklı rengi konusunda kararsız kalmak ..  zaten çoğu zaman ikisini de alırım ama eğer param yetmiyorsa ahh ahh işte o zaman halim içler acısıdır :( bir saat o mu bu mu diye düşünür tezgahtarı da kanser eder öyle çıkarım dükkandan..yani kısaca beni alışverişe çıkartan adam ya çok sabırlı olsun ya da çok zengin - ki ikinci tercihimdir duyrulur :)


2-keyif insanı:
    sabah istediği saatte kalkabilen, rahat rahat kahvaltı yapabilen, canı sıkkınsa önce kendini şımartıp güne öyle başlayan bir insanım ben.. bu yüzdendir ki ilk derslere neredeyse hiç katılmamışımdır.. sabahın köründe 100 küsür kişiyi karanlık odalara tıkıp bilmem kaç slaytı okumak zorunda bırakan sisteme de buradan sevgiler! öhöm neyse anarşistliğimi de dillendirip soğutmayayım iyice kendimden :) neyse kendi çapımda kurallara isyan edip ilk derslere girmem.. sonra  eğlenceli müzikler dinler , genelde komik şeyler izlerim.. kendimi yormam, üzmem.. bi üzen çıkar nasılsa ne diye birde insan kendine kötü davransın ki ama di mi?

                                                                      3-sazan biiirr!!!
        bazen öyle saf olurum ki olmadık şeylere kanar, şaçma sapan durumlara düşerim.. genelde insanların ilk söylediklerini dikkate alırım ki aslında çoğu zaman ağzımdan çıkan ilk cümle dalga amaçlıdır.- bu da ayrı bir paradoks aslında-.. bi konuyla ilgili beyan ettiğim ilk fikir hep saçmadır ve bundan acaip zevk alırım .. ama çoğu zaman diğer insanların da bundan zevk alabileceğini unutup uzuun süren yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilirim :s :D ve yalan yok bu kargaşalar çoğu zaman oldukça eğlenceli olur :) o bana kanar, ben ona kanar acaip bi ütopya kurarız yani :)

                                                                    4- sanatçı ruhum, iflah olmaz egom..
             küçükken çizdiğim resimler hep okul panosuna asılırdı.. o günlerin bana verdiği güvenle  hala bişeyler karalar, çizim defteri tutarım :D  arkadaşlarımın defterlerine küçük süprizler karalarım .. ve bunu yaapmayı da  cidden severim ama bana aynı güveni sağlayan iş eğitimi dersleri için aynı şeyi söylemek biraz zor..  dışarda gördüğüm her ilginç dizaynı biraz inceleyip ''bende yaparım bunu aslında yaa..'' diye aslına burun kıvırıp derma çata yaptığım kendi eserime(!) dünyanın en şahane şeyi muamelesi yaparım.. evet biraz egom şişkindir bu konuda ..
                                                             
                                                                     5-alice harikalar dünyasında..

               hayal kurmaya bayılırım.. her gece uyuya kalana dek hayal kurarım..ama bu hayallerimde gerçek yaşantımdan insan silüetlerine pek yer vermem.... bambaşka bir dünyada bambaşka bir hayatım olur bu hayallerde.. sevdiğim insanlara ise mükemmel hayatlar yaşatırım genelde.. onların mutlu olduğunu düşünürüm her zaman.. kendimle ilgiliyse herkesten bağımsız hayallerim vardır.. bir gün ıssız adada şeyzlonga uzanmış,ananas suyumu yudumlayıp güneşin tadını çıkarırım, bigün bigbang konserinde çılgınlar gibi şarkı söylerim, kan ter içinde kalırım.. bilinçaltımdan acaip fikirler çıkar.. kimsenin karışamadığı  harikalar dünyamda dilediğimce dolaşırım..

                                                             
                                                                      6- seri olsun, bizim olsun..
  seri filmlere,kitaplara bayılırım.. takip ettiğim bir seri bittiğinde depresif havalara dahi bürünebilirim, o kadar takarım .. takip ettiğim seri sırasında akan yaşatımındaki değişiklikleri o serilere göre kodlarım..  hayat hikayemdeki kronoloji doğum tarihimle değil izlediğim ilk çizgi film serisiyle başlar mesela.. harry potter serisi 4. sınıftan geçen seneye kadar hayatımın önemli olaylarını bağdaştırdığım bir diğer seridir.. ocean's eleven, karayip korsanları, shrek, toy story, görevimiz tehlike, bond.. tarafımdan hep saygı gören hayatımın mihenk taşları gibidir :)  seri işi iyidir yani :)
                     
                                                              7- fanatiğim, damarımı kesseniz sarı kımızı akar :P
tamam, o kadar olmasa da taraftarlığımı fanatiklik boyutuna taşırım genelde .. bu fanatikliğim için illa büyük bir olaya da ihtiyaç duymam .. sevdiğim rengi, müziği, filmi, seriyi :) korur, sakınırım.. gerekirse reklamını yaparım.. hakkındaki tartışmalara hararetle iştirak eder ama  fair-play sınırlarında kalırım.. sporu severim, takip ederim.. ofsayt ne demek de bilirim :) futbolla da aram iyidir yani.. vaktinde mahallenin gol kralıydım hatta .. heyt be ne günlerdi :D

            işte böyle.. verdiğim bilgiler bana normal geliyor ama bir yandan da kendimi karalıyormuşum gibi hissettim :D insanın kendini anlatması ne zormuş.. okurken bayağı eğleniyordum halbuki bu mim'i :)
 neyse gelelim şimdi bu ödülü göndermek istediğim sevgili blog yazarlarına.. aslında  sanırım herkes yazdı bu mim'i ama yine de ben bu blogdaşlara ödül vermekten çok büyük mutluluk duyacağım için listemi zevkle hazırladım.. ô zaman, oscar goes to..

                                                                1-hikaruvy'nin renkli dünyası
 eğlenceli yazılarını okurken acaip rahatladığım bu blog aynı zamanda yukarda bahsettiğim hayal alemime farkllı  tatlar katan hikayelere de sahip.. sevgili hikaru'nun üslubuna zaten diyebileceğim birşey yok :) keyifli anlatımıyla en alakasız olduğum konulara bile acaip bir aşinalık duyuyorum.. harika yazılarının devam etmesi dileğiyle ^^

                                                                 2-metropol günlüğü

metropol günlüğü adamakkıllı takip ettiğim ilk bloglardan biri.. bana her zaman çok profesyonal gelen yazıları aynı zamanda çok eğlenceli ve süprizlerle dolu.. en son röportaj olayı bombaydı mesela :) sonraa ss501
ile ilgili bir one shot okumuştum ki sırf nasıl öyle bir başlık kim hyun joong 'tan bu kadar nefret eden bir adamın blogunda bulunur diye .. ama hikaye çok iyiydi.. yani kısacası bu ve benzeri pekçok sebeple bu ödülü metropol günlüğüne göndermekten çok mutluyum..
                                                                  
                                                                3-mydestiny
 şu yukarda gördüğünüz banner her ne kadar aman aman yetilerle yapılmamış olsada şahsım tarafından yapıldığından ve içerisinde barındırdığı şirin kişilikten dolayı gözümde inanılmaz kıymetli..( bknz.4 nolu özellik)  ve ben bu banner'ı sevgili mydestiny'nin photoshop dersleri sayesinde yaptım.. zaten şurdan mydestiny'nin derslerinden sonra nasıl gaza geldiğimi görebilirsiniz :D kendisine gönüllü hocalığından ve paylaşımcılığından dolayı çook teşekkür ediyorum :) haa bir de blogunun ,yerleşimi,düzeni, teması kısaca görünümü süper olmuş! en beğendiğim blog şekli seninki şu anda , sırf o düzene veririm ben bu ödülü zaten ^^ 
                                                                   4-masalevi

 sevgi masalevine de sırf isminden dolayı verebiirim bu ödülü.. harika bir blog adı bence..ben ne zaman bloga girip bannerdaki evi ve de başlığı görsem bende kışın buğulanmış bir pencerenin kenarında sahlep içme hissi uyandırıyor :)  ama zaten onun ötesinde bir ft island arşivi var ki adını gölgede bıraktı benim gözümde :)  hem huzurlu hem dinamik hem samimi bulduğum bu güzel bloga gönül rahatlığıyla gönderiyorum bu ödülü :)


                                                                  
                                                                  5-ucu iyagi:
bilginin biri bin para olan bu blog magazin haberleri dışında da taze bilgiler bulabileceğim bir diğer blog benim için :) uzakdoğu kültürünü tanırken atladığım, bilmediğim bi dolu  bilgiyi son derece yollu yordamlı anlatıp beni aydınlatan yazara bir teşekkürü borç biliyor, ödüllerimden birini gönderiyorum:)


                                                                  6-sevgili günlük:
 günlük yazarları blog alemine bir geldi pir geldi.. birden hepimiz bu hareketli , eğlenceli günlüğü karıştırdık bir şekilde :) sık güncellenen bu blog benim için eğlenceli bir uğrak oldu.. günlük yazarlarına da ödüllerini gönderiyorum :)

                                                                  7- bez cadıları:
yahu nasıl bir hızdır, nasıl eğlenceli yazılardır onlar :) kabarık arşivlerinde saatler geçirebilirim :) sırf yorumlarını okumak bile can sıkıntısını dağıtmaya yeter.. benim için pijama partisi tadında bir blog kesinlikle.. kız muhabbeti, dayanışması, dedikodusu bir arada :)  esgeçilmeyecek bu güzel bloga da ödüllerini ttakdim ediyorum :)

                                                                  8- yolun neresindeyim:

 gittiği japonyadan yazdığı blogu gıptayla okuduğum serrose tam bir kitap kurdu.. listesini görüpte utanmadan edemiyorum :S yazılarına günlük hayatından kattığı kesitler, japonyadaki yaşamıyla ilgili bilgiler ve minik kedisi bloguma sık sık misafir olmamı sağlıyor :) ayrıca sık fotoğraf paylaşması da oldukça hoşuma gidiyor.. dolu dolu bloguyla bu ödülü cidden hakediyor :)

                                                                  9-bunu sevdim:

bunu sevdim, adına vurulduğum bir diğer blog.. insanlar ne güzel isimler buluyor yahu değil mi? ama bunu sevdim isim konusundaki yeteneğini sağ sütunundaki başlıklarda da sürdürmüş.. özellikle şefin önerisine tıklamadan geçmemek lazım :) önerdiği filmlerden de şimdiye kadar keyif aldığım için listesine göz atmaya devam edicem.. takip listemde uzun süredir varolan bunu sevdime ödülünü sunuyorum :)

                                                                   10- kendisi insan:

blog yazmaya başlamama bilin ki bu şahsiyet sebep oldu..sessiz sedasız takip ettiğim bloguna özenip açtığım bu blogda ilk mim'i mi de bana kendisi insan göndermişti.. benim için çok değerli olan kendisi maalesef can sıkıcı zamanlar geçirmekte olduğu için bir müddet önce artık yazmayacağını söyledi ama ben kafası rahatlayınca dönüp yeniden blog alemini renklendireceğini ümit ediyorum.. umarım hayatında acaip güzel süprizlerle karşılaşır artık ^^  kendisine bu ödülü canı gönülden gönderiyorum..   
 

9 Aralık 2011 Cuma

iç dökme zamanı..



geçenlerde şöyle bir yazı yazmıştım:

 canım sıkkın galiba.. aslında sıkkından da öte bi mengenede gibiyim.. ve hala ''canım sıkkın galiba'' tarzı cümleler kuracak kadar da kronik bir ''umut edelim-iyi şeyler dileyelim-dua edelim-gülümseyelim'' ruh haline sahibim.. ve bu durum benim için ruh halinden ziyade saçma bir alışkanlığa dönüştü iyice..

''azimli olmak, inatçı olmak ,birşeyler başarmak için uğraşmak'' ilk başta kulağa güzel gelse de son zamanlarda saçmalıktan başka bişey olmadığını düşünüp, kaderden öteye bişey geçmez diyip,  içinde bunları barındıran her türlü davranıştan köşe bucak kaçasım var..yani biraz olsun kendimi rahat bırakasım var..

ama öyle bi durumdayım ki şu an birşeyleri bıraksam tüm sürü üstümden geçip gider.. ve benim de nal toplayacak halim bile kalmaz..  o yüzden güzel düşünmekle başlayıp hayattan zevk almakla biten öğütler silsilesine güvenmek istiyorum..

çünkü kendi kendimi oyalamaktan yoruldum..
güne gülümseyerek başlamaktan,
2ne1 ı'm the best, we are the champions arzı şarkılarla kendime gaz vermeye çalışmaktan,
karşıma çıkan insanlara içten bir günaydın demekten yoruldum..
dolmuşta aptalın teki mal gibi otururken ayaktaki amcaya yer vermekten yoruldum.
oda-sınıf-yakın arkadaşımın sürekli bana sinsice gelen davranışlarda bulunmasından yoruldum..
havanın gri olmasından, çikolatanın kalorisinden bıktım..
bu  alengirli ilişkilerden de sıkıldım..

hem bi sabah kalktığımda o hep ertelediğim şeylerin en azından bir kısmı hop diye gerçekleşiverse ne olur yani?
sabah erken kalkmadan da doğru düzgün hazırlanacak vaktim olsa..
atlasım pamuk kadar hafif olsa..
kuaförüm ucundan çok az'ı tam olarak anlasa..
ya da yaşamak zorunda olmadığım bi şehirde yaşayabiliyor olsam mesela..

dünyanın sonu mu gelirdi?


bu gidişle dünyanın sonu gelmese de benim insanlığımın sonu yakın gibi duruyor...

hem acımasız, aksi , hırslı ve bencil olmam neleri değiştirirdi merak ediyorum..

bu yüzden yarın sabah solumdan kalkmaya karar verdim .. hadi bakalım..
                                                     .........................................
                                     ..........................................................................
                                                     ........................................
ama sonra yazıyı bitirirken başlarken ki kadar yoğun bir can sıkıntısı çekmediğimi hatta belki! biraz durumu abarttığımı dşünerek taslak olarak bırakmıştım..

ama şu an bu yazı cidden hafif kalıyor.. ve saçma sapan, olayları anlatmadan kendin çözmeye çalışırsan, kendine sürekli ''all iz vell''  telkininde bulunursan işler yoluna girer felsefemi  taa büyük ayın göbeğinden geçecek kadar uzağa , bir alienin kucağına düşecek şekilde fırlatıyorum..!!

çünkü bu iş bana aptalmışım gibi hissettirmeye başladı..
kendime paboya, ahoya,idiot tarzı her türlü safsalak sıfatını reva görecek halde hissediyorum..

tamam 20 yaşında biri olarak çok görmüş geçirmiş, feleğin çemberinden geçmiş biri olmayabilirim ama en azından arkadaşlık adına hepimizin sahip olduğu bazı değerler vardır  değil mi?

peki bu değerlere inanılmaz sahip çıkan ideal arkadaş görünümünde birisi en yakın arkadaşınızsa ve siz hala sadece görünüm mü, gerçek mi ayırt etmekte  zorlanıyorsanız cidden aptal mısınızdır?

yoksa sadece iyi niyet beslediğiniz,inanmak istediğiniz, iyi olması için emek verdiğiniz ama sonunda uğruna kaçırdığınız fırsatlara ve kaybettiğiniz zamana acıyan , tüm çabalarına rağmen elinde temelsiz bir hurda kalan bir aptal mısınız?

cidden kafam karışk.. ve yorgunum..ve daha da acısı şu an kendimi o kadar salak hissediyorum ki!! sürekli sorunun asıl kaynağını atlayan eften püften şeylere patlayarak asıl meseleni üstünü kapatan bir salak!!




ben samimi biriyimdir.. hislerime güvenirim.. yada en azından eskiden böyleydim..
zorlu yada karmaşık olmayan, hisleri yüzünden okunun biri olmayı,
sevdiği kişilerle çok sevdiği şeyleri paylaşmaktan zevk alan..
arkadaşının canı sıkkınsa ve kendi mutluluğu ikisinede yetmiyorsa mutlu olmayı bırakıp onun sıkıntısının bir kısmını yüklenen biri olmayı severdim..
birlikte rezil olmayı, birlikte sinirlenmeyi seven...

herkese olmasa da bir kişiye zayıf yanımı göstermekten çekinmeyen biri..

ve şimdi sırf senin gibi birisi yüzünden mi  en sevdiğim bu özelliklerimden dolayı acı çekiyorum?!

ve sen nasıl bu hale gelmeyi başardın?
yada sen hep böyleydin de ben mi yeni uyadım..

beni nasıl bu kadar kötü bir duruma sokarsın?
neden??
egon bu kadar mı büyük?
sen aynı haldeyken sana destek olan birine nasıl bu kazığı atarsın?
beni trenden raylara yuvarlamaya bu kadar mı hevesliydin..

yaşadığım şehirin en güzel yerlerini senle keşfedip, hayatıma renk katan herşeyi senle paylaşmıştım..
komik olan herşeyi sende gül diye hiç atlamadan sana anlatırdım..
canın sıkkınsa nefret ettiğim dramları açardım birlikte salya sümük ağlayalım diye..
sırf senden hoşlanmıyor diye kaç arkadaşımla arama sessizce mesafe koydum..

senle birlikte kilo aldım ama sen tek başına rejime girdin..
sen hastayken ben en güzel filmleri seçtim izleyelim diye ama ben hastalandığımda sen benim tanıştırdığım arkadaşlarına film izlemeye gittin..
sen önemsiz bir sınavdan düşük aldığında seni teselli ettim..
ama ben kalmama ramak kalan bir sınav sonucu aldıktan sonra sadece iyiyim diyerek seni iyi olduğuma inandırmıştım..

ve ben sırf sana tükettiğim töleranslarım yüzünden etrafıma karşı daha sinirli, daha tahamülsüz bir insan oldum..

cidden aptalım değil mi?..

enerjimi tüketen karadeliğe en yakın arkadaşım sıfatını veren bir aptal..

ama artık bitti..

sevdiğim yönlerimi kaybetmek istemiyorum..
sabahları solumdan kalkmak istemiyorum..
ve birlikte geçirdiğimiz anlardan da nefret etmek istemiyorum..

o yüzden bu yazıyı yazdım..
çünkü sana söylersem biliyorum ki hiçbirini kabul etmeyeceksin ve yukarda istemediğimi söylediğim şeyleri yapmamı sağlayacak şeyler söyleyeceksin..

bu yüzden bu, benim tarafımdan yazılmış arkadaşlığımıza son verme fermanı ..
ve senin tarafında kayda değer bir arkadaşlık emaresi görmediğim için bu fermanı okumana da lüzum görmüyorum..

sen aynen yaşamaya devam et..
bende kendi yoluma  gideyim..

16 Kasım 2011 Çarşamba

the hunger games..

                                                   katniss.. alevler içindeki kız..


  açlık oyunları -the hunger games- kitabı da filme uyarlanan kitaplar furyasına katıldı..hatta fragmanı da dün yayınlandı.. kitaptan uyarlanan filmlerin ne kadar aslına  bağlı kaldığı ya da adını taşıdığı tartışılsa da ben ben bu kitabı okuduğumdan beri filminin çıkmasını istiyordum.. çünkü hem kitabı çok sevmiştim hemde cidden görmek istediğim sahneler, duymak istediğim melodiler vardı.. tamam kitap okumak harika, kitabın yerini doldurmak çok zor ama bazende insan kanlı canlı görmek istiyor işte^^


şimdi okumayanlar için biraz ilk kitaptan bahsedelim.. kitapta  yeryüzündeki devlet anlayışının biraz değiştiği bir zamandayız.. öyleki bu zamanda capitol adında bir şehir 12  mıntıkanın mutlak hakimi.. mıntıkalar birbirlerinden tamamen izole ve etrafları elektrikli tel örgülerle çevrili.. yani o alandan izinsiz çıkmak ve diğer mıtnıkalarla görüşmek neredeyse imkansız.  ve her mıntıkanın capitol için yerine getirdiği bazı görevler var.. sebze- meyve ihtiyacını karşılamak, elektronik alet üretmek yada kimyasal madde geliştirmek gibi..

 ve tabii her sene açık oyunlarına bir kız ve bir erkek iki çocuk göndermek..

kitap kısaca böyle başlıyor.. devamında da sizi mücadele dolu bir atmosfer bekliyor..okumayanlara şiddetle okumalarını önerip oyuncular hakkındaki değerlendirmeme geçiyorum..ilk olarak katniss'i beğendim.. az çok benim de hayallerimde böyle bir katniss vardı :) Gale de iyi ama Peetea olmamış yaa.. :/  ben çok daha şirin birini bekliyordum.. ona biraz bozuldum yani..

sonraa, stilstin adını hatırlamıyorum ama o da fena değil.. katniss'in kardeşini, haymitch'i ve oyunları yöneten o ilginç sakallı adamı da beğendim.. sonra fragman için seçilen sahneler ço iyi olmuş.. ama yanlış anlamayın çok iyi çekilmiş demiyorum sadece çok iyi seçilmiş...

mesela tüpler içinde arenaya fırladıkları sahne, oyunlar için kura çekilen sahne, katniss'in hedefi vurduğu sahne kitapta da beni en çok etkileyen ve görmüş kadar olduğum sahnelerdi.. ama tabi en can alıcı sahneyi eklememişler yine.. rue'nun ölüm sahnesi..

hem okuduğumda hemde okuduktan çook sonra izlediğim şu videoyu izlerken gözyaşlarımı tutamamıştım..


başı ne kadar korkunç olsa da rue' nun saçlarındaki çiçekleri görmek için izlenir bence bu video.. gerçi kitapta sanırım rue siyahiydi ama sahne olarak neredyse birebir :(  ahh ah çok kötü olmuştum izlerken..
:(  :(   :(

evet farkettiğiniz üzere bu kitaptan çok etkilenmiştim vaktinde..ve her ne kadar serinin sonunu beğenmesem de yine de çok severim bu seriyi..
  farklı ve acımasız bir dünyada 16 yaşındaki bir kızın yaşam mücdelesinin nasıl büyük bir isyana dönüşeceğini okumak isterseniz bu kitabı es geçmeyin..






9 Kasım 2011 Çarşamba

t-ara ~ cry cry


t-ara severek dinlediğim gruplardan biriydi şu videoya dek.. ama artık severek dinlemekten ziyade hayranlık duyuyorum demekten erinmeyeceğim bir grup oldular.. zaten videoyu geçtim şu afiş bile mükemmel olmuş bence..cha seung won tüm karizmasıyla t-ara'ya acaip cool bir hava katmış ..
hatta itiraf edeyim videoyu da biraz onun torpiliyle izledim :)
ve de bu 15 dklık mini drama tadındaki videoya bittim!!



ilk parça olarak yayınlanan videoda cha seung won bir çatışmada öldürdüğü kirli işlere bulaşmış bir adamı kızının yanında öldürüyor.. daha sonra kızını yani jiyeon'u kendi büyütüyor, onunla birlikte kötü adamları falan yakalıyorlar :) sonra yakalanacak yeni adamların listesinde cha seung jiyeon'un babasını öldürdüğü gece elinden kaçan başka bir kötü adam olduğunu görüyor ve onu yakalamaktan vazgeçiyor.. ama tabi ajusshi'nin böyle tepki vermesine şaşıran jiyeon birgün alışverişte o adamı görünce gizlice onu takip etmeye başlıyor ve olanlar oluyor..

15 dakikada hem tüm bu olayları heyecanla izlerken hemde seung won'un karizmasına doyuyoruz :) haa bir de ikinci parça için birkaç ipucu vermişler ki video bittikten sonra ikincisi ne zaman yayınlanıyor diye bakmamak elde değil..

hoş videoydu yani .. ikincisini merakla bekliyeceğim ^^







8 Kasım 2011 Salı

we can do everything!! ~absolutely ^^


vayyy ne kadar mutluyum bugün !! :D  - yazılara bu cümleyle başlamaya bayılıyorum:)- evet sebebi de gün gibi ortada!! bigbang mtv wourld wide act ödülüne layık görüldü..

yahu nasıl bir mutluluktur, nasıl bir sevinçtir bu yaşadığımız!! bir boyband fanı olmak değil bence bizim bu yaşadıklarımız.. şarkılarıyla, tavırlarıyla, danslarıyla çok sevip benimsediğimiz bigbang'in uluslararası arenada bu şekilde bir başarı göstermesinin gözlerimizi yaşartması yada sevinç çığlıkları attırması çok başka bir mevzuu..
belki ben çok fanatiğim, belki çok acaibim ama ne olursa olsun bana sadece yaptıkları işlerle , çok farklı bir dilden, çok farklı bir kültürden böyle hissettirebilen bir pop grubu cidden samimi ve kalitelidir demektir..
zaten bigbang'i bilenler neler demek istediğimi çok iyi anlayacaktır..

bu yüzden aslında benim bu tarz cümleler kurmama hiç gerek yok.. bigbang'in benim reklamıma ihtiyaç duymadığı da ortada ama ben yazmadan edemiyorum.. 
bigbang mükemmel bir grup ya!!!

şimdii biraz içimdeki enerjiyi boşaltıp rahatladıktan sonra şu iki video hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum^^:


ilk olarak taeyang yıkmış yine!! ''we can do everythingg!!'' :D  o cümleyi duyunca ''yea man!!'' diye tae'nin omzuna patlatasım geldi :Dcanım canım nasıl da konuşurmuş :p :D  şaka bi yana ingilizce benim için koreceden daha anlaşılır olduğu için olsa gerek sanki biraz daha yakınlaştık tae'yle :) söylediklerini direk anlayabilmek çok hoşuma gitti... tabii bunun yanı sıra G-D' nin ödülün peşine korece konuşmasını da bi o kadar sevdim..gerçekten benim göğsüm kabardı o korece konuşurken .. -sana noluyor demeyin sebebini yukarda yazdım..- 

sonraa ikinci olarak arkada deasung seungri ve t.o.p üçlüsü de beni bi o kadar güldürdü.. arkada hiçbirşey söylemeden kafa sallaya sallaya gülümsemeleri...
 o karizmatik duruşunuzun ardında aklınızdan neler geçiyordu acaba? :D  hani normalde insan bu duruma bu kadar takılmaz belki ama sizin için  ingilizcenin teleffuzlarının nasıl bir handikap olduğunu düşününce şu içinde bulunduğunuz durum inanılmaz sempatik yaa^^ ve belki biraz  acımasız olacak ama özellikle başlarda seungri'de haber bültenlerinde ''röpartaj alamaya çalışan muhabirin arkasında bulunan kalabalık'' olayını hissettim.. :S hani kameraya bakmakla bakmamak arası kararsız kalmıştı, biraz da gergindi.. ama sonra ''ne yapıyorum ben ya, benim gibi yakışıklı adam, come on!!'' diyip dikti gözlerini kameraya :D bende rahatladım şükür :)

T.O.P ise başta rahat başlayıp sonradan biraz sıkıldı sanırım, yani başlarda gayet cool ve kendinden eminken sonradan biraz muhbbetten sıkılıp çevreyi kesti :) hata bi ara ellerini beline attı ya ''siz takılın iki dk'' diyip bizimkilerin yanından ayrılıp brtiney'i tavlamaya gidicek sandım :P :D gerçi sahne şovlarında aynı duruşu uzun müddet muhafaza edebilme yeteneğiyle - kesinlikle öylece dikilmek değil, uzun müddet aynı şekilde durabilme yeteneğinden bahsediyorum-  bu noktada bu kadar sıkılması beni şaşırtsa da onun boncuk boncuk gözleri yeter !! :D haha, evet onda cidden şeytan tüğü var!! :D

sonraa G-D'nin supriseee!! deyişi ve  we always watch mtv, all the time .. :P :D yıkıldım işte orda :D when ı was a little child diye başayan cümleden hiç bahsetmiyorum :)  evet hepimiz mtv izleyerek büyüdük :D

bu harika videodan sonra birde  bigbang ve mtv ile ilgili tüm videoları tararken şu aşağıdakini buldum ki tam olarak benim dünkü halim :D


:D :D :D

ahh tamamen bulutların üstünde olduğum bir ruh haliyle yazılmış bu yazıyı bitirirken vıp'liğimin zirvesinde olduğumu farkediyorum.. ne de olsa bayıldığım onca diziye iki satır yazamayıp bir buçuk dakikalık videoya destan yazdım.. evet evet, ben kendinden geçmiş bir vıp'yim :D 

6 Kasım 2011 Pazar

bugün bayram, erken kalkın çocuklar^^


bugün bayram, erken kalkın çocuklar,
giyinelim en güzel giysileri
ellerimizde taze kır çiçekleriii
üzmeyelim bugün annemizi :)

bayram da hepimiz biraz çocuğuz^^

hepimizin kurban bayramı kutlu olsun!! ^^