bir süre önce woohyun'un solosuna çekilen şu klibi acaip beğenmiştim:
gerçi hala da çok beğenirim.. sadece görmek.. birşeyleri daha doğrusu böylesine bağlantılı şeyleri aynı anda görmek çok büyük incelik değil mi? bunu mv de karşımıza koymaları açısından söylemiyorum gerçi o da hoş ama daha çok kendi hayatımızda yaşadığımız şu sahneler için diyorum... beynimizde kurduğumuz sayısız sinaps ile birbirine bağlanan yaşadıklarımız gözümüzü kapattığımızda şöyle bir şey sunmuyor mu bize? anlık resimlerle paketlediğimiz anılarımıza uzaktan bakınca böylesi bir film çıkmıyor mu karşımıza ? yoksa ben mi çok melankolikleştim? .p
hey neyse paralel iki hayat durumu beni her zaman çekmiştir zaten..
şimdi gelelim ikincisine :
bu klibe de bi kaç gün önce rastladım.. daha şık karakterlerle çekilmiş yakın konseptli bir mv.. burda da biraz düşününce, insanın zihni sakinleşince ya da çok özleyince farkettiği, yakıştırdığı, sanki aynıymış, yan yanaymış gibi hissettiren olaylar silsilesinden dem vurulmuş.. ama bunun finali biraz daha klişe , aynı sokakta farklı zamanlarda ters yöne yürüyen ayrılmış sevgililer.. gerçi diğerinde de kanserden ölme durumu var ki klişelerin hası ama son sahneye bakın, her zaman iki bölmeli gördüğümüz ekranda artık sadece kız var.. ve evet o gitti demenin en öz yolu bu değil mi?
hem finalde hem de genelde ilk klibi çok daha başarılı buluyorum..madalyonun iki yanına dair harika bir görsellik bence.. gerçi pek çok yakın sahne var en barizi resimlerden de anlaşıldığı üzere uzanma sahnesi.. ama onun dışında kadeh sahnesi de neredeyse aynı.. yayınlama tarihlerine bakarsak ilki aslında ikinci sanırım :D yani lessang'ın ki daha önce çıkmış ama yine de bu benim için kaktüslü olanın daha güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor.. woohyun torpiline bile gerek kalmadan ilk mv ipi göğüslüyor :D
yani ister esinlenme deyin, ister pişti (!), ister tesadüf bu iki mv acaip benziyor .. benim favorimse on kere belirttiğim gibi woohyunun ki :) peki bu konu da siz ne düşünüyorsunuz ? ^^ (zaytung'a atıf.p )
exo malumunuz sm'in yeni düzine grubu .. bi ayağı çinde bi ayağı korede, puberteden hallice, enerjik dans eden şirin çocuklar topluluğu .. hah bir de bu dünya bizim, aklınıza gelen doğa üstü güçleri paylaştık o da yetmedi vampire kurda sardık yeter ki renk olsun, sevgili acaip'in canı sıkılmasın durumu var ki siz exo planet de diyebilirsiniz buna... neyse bu çocukları şimdi tanıtmak, işte o en önde mavi ceket giyen dance machine var bi tane kai, uzunca yakışıklı bi çocuk var o da kris bi de vokal ekibi var asabisinin adı Do şeklinde muhabbetlere girmek pek hoş olmaz.. eminim çocukların en sevdiği renkten, ideal kız tipine her türlü bilinmeyeni yazmıştır konunun uzmanı arkadaşlar.. ben sadece şu son drama versiyon hakkında bi kaç şey paylaşmak istiyorum.. o zaman önce izlemeyenler için:
şimdi bu luhan'ı grubun yüzü hikayenin de esas oğlanı yapmışlar ya, orası beni biraz tedirgin ediyor. sonuçta mv de şu:
hallerini gördüğümüz tüylü bamyamız ağzınızı burnunuzu kırarım içgüdülerimi ortaya çıkartmayın moduna sarınca birden hikayenin tüm realistik alt yapısı kayboluyor .p tamam şaka, tamam tüylü bamya değil, tamam kurt adamlar da gerçek değil.. sakin :) ama şimdi gerçekten orda bir düzine eleman var, neden luhan? 2pm'deki gibi bir oylama yapıldı da ben mi bilmiyorum ? yoksa lütfen, şirin çocuk maaşallah :) eli yüzü düzgün tamam ama şimdi konsept ne ? ''kurtadamlık '' !! en evrensel bir önceki kurt adamlarımız neye benziyor:
tamam illa muskuler yapılar göreyim kapı gibi delikanlılar dolansın ortalarda demiyorum. ama şimdi lütfen .. lütfen kurtadamlarımızı da alıp minnaklaştırmayın..saçınıza sürün sulu boya tablalarını., çıkarın nail art kitaplarını ama lütfen artık kurt adamlarımızı da alıp şirin, minik, el kadar yavrucaklar haline getirip algı dünyamızda zelzelelere sebep olmayın.. bakın şu her dediğimi de seviyorum hani.. hong ki nin kitabı olsun renkli saçlarınız olsun,pantolon üstü etekleriniz olsun sorun olmaktan ziyade ilgi çekici konular benim için ama şimdi bende şu yaşıma gelmiş bir Türk kızıyım neticede.. şimdii kurt adam kavramımı da minimalleştirirsem, bana da yazık değil mi? hah kalk being human hatta direk teen wolf izle o zmn sen demeyin o kadar da değil ! hem onlar böyle kareografi mi sunuyo adama? böyle kostümler olsun ışıklar fln benim zaafım olan konular bunlar.. yoksa zaten ne işim var kpop aleminde .p
neyse aslında ben seviyorum sizleri çocuklar sadece bari tao olaydı o dövüşken karakter .. gerçi devam edecek diyo bi aşk çokgenine bağlıcaklar olayı büyük ihtimal ama elimde olan şu olunca luhana yüklendim galiba :) olsun ilerde kris olur tao olur xuimin olur daha az kırılgan karakterlerle daha sert sahneler bekliyorum :D
neyse siz rusyalar da dolaşadurun ben de böyle yazılar yazayım işte.. evet tüm giydirmelerimin sebebi bu yoksa siz en kral ulflarsınız eyvallah .p
Kelimeler kifayetsiz falan değil.. insanlar anlamaktan aciz
sadece..
Sadece tek kelimeyle bu kadar büyük ve ayrıntılı bir resmi
tasvir edebileceğimi hiç düşünmemiştim.. Bu da son zamanlarda kazandığım kolay
davranışlardan biri.. eskiden bir şeyi değerlendirirken kullandığım sıfatlara
çok dikkat ederdim, her ayrıntının değerli olduğuna, atlamamam gerektiğine
inanırdım.. Kimseyi kestirip atmazdım,
kesin çizgiler koymazdım.. Ama artık tek kelime hayatımda cismen bulunan pek
çok şeyin beynimdeki karşılığını yansıtıyor..
Değersiz..
Değer vermeye değmeyen.. varlık israfı, evrenin uçsuz
hacminde bile kapladığı o alan içime oturan.. kargaların parazitlerin
parçaladığı leşlerin üzerine konan sineklerin dahi daha zarif olduğu insanlar..Çıkarları dışında
bir şey için kökleri toprağın derinliklerine ilerleyen kalın gövdeli ağaçlardan
bile daha az hareket ettiğinize eminin.. İnsanlardan koparabildiğiniz – ki
koparmak kelimesini kesinlikle mecazi anlamda kullanmıyorum- en küçük bir
iltifatla, çürümüş,sadece Yaratanın
güzelliğinden dolayı çirkinleşmemiş son parçasının döktüğü gözyaşlarıyla
rutubetlenmiş ruhunuzu tatmin etmeye
çalışmanız ne kadar acıklı.. Ama yine de benim gibi bir yufka yüreklinin bile
kalbinde metalden dağlar oluşturabildiğiniz için size karşı acıma eyleminde
bulanabilecek çok az merci var..Bense güneşin tüm Zararlı ışınlarının size
vurmasını, bizim gibi iyi diğer insanlar için etten bir filtre görevi görmenizi
diliyorum.. belki bu şekilde hayatınız boyunca lügatımda israftan daha kibar
bir ifadeye denk gelemeyecek davranışlarınızın acizane de olsa diyetini ödemiş
olursunuz ..
varlığınızın ‘’insan’’ başlığı altında
değerlendirilemeyeceğinden eminim.. o yüzden sizi kapatan bu kelimeyi
kullanıyorum sizin için...
Ve sadece ‘’değersiz’’ derken şurada yazamadığım daha nice
dilekler ve tasvirler hissediyorum her hücremde..
Bu yüzden kelimeler kifayetsiz değil .. sadece siz
kavramaktan acizsiniz…
Benim yazı yazmam, gevezelik etmem, kafa dağıtmam,
saçmalamam ve de bunları kayıt altında tutmam lazım- hayatımın sebep sonuç
ilişkisinin ucunu kaçırmamak adına - o yüzden buraya dönmem gerektiğini
düşündüm.. Ciddi manada bi
‘’sürü’’nün arasından koptum geldim..
……………………………..
Saklanan duygulardan, konuşmalardan hoşlanmam.. günlük
olayının da hep birisi okusun diye yazıldığını düşünürüm.. ama hep yanlış kişi
okur.. o zaman saklamamak lazım.. sonuç olarak blog tutmak faydalı, eğlenceli
..
…………………………..
Berbat 2 sene geçirdim..
çok yoruldum, hırpalandım.. E birazcık da değiştim haliyle.. Ama
hayatımın kopuk kopuk ilerlemesi sinir bozucu.. Evet evet yazmalıyım bu yüzden.. ve bu
‘’yazmak’’ kolay olmalı.. ve de ‘’özgür’’..bu niyetlere, böyle bir bloga yazmak yeterli olacak mı bakalım… olmasını diliyorum..
Ve milyonlarca
dileğimle birlikte çabalayarak yaşamaya
devam ediyorum..
öncelikle nihayet klavye başına geçebilip de taa ne zaman yazıp bir ara düzenlerim diye bıraktığım mim'e dönebilmek nasip olduğu için acaip mutluyum.. yarabbim nasıl bir kargaşalı koşuşturmalı bir 15 gün geçirdim ben yaa! her ne kadar çook eğlenmiş olsamda şöyle ayaklarını uzatıp bilgisayar başında takılmanın da nasıl bir saadet olduğunu hatırlamış bulundum :) neyse sonuç olarak gecikmeden ötürü sevgili harmony'den çok özür diliyorum :( çok üzgünüm çingu.. hatta inan şu an suju'dan daha sorry sorry durumundayım ama daha fazla geç kalmamak için artık mim'e geçsem iyi olacak:)
ilk olarak kurallar:
1-bu ödülü bize yollayan bloggera teşekkür ediyor ve blogunun linkini paylaşıyoruz. 2-kendimiz hakkında bilinmeyen 7 gerçek yazıyoruz o.0 3-bu ödülü diğer sevgili blog sahiplarine iletiyoruz fakat kontenjanımız sadece 10 yazar :(
ve artık başlıyoruz^^
ilk olarak bu mim'i bana paslayan harmony'ye çok teşekkür ediyorum :) şeker pembesi teması, blogunu okurken beni acaip rahatlatıyor^^ rahat ve sakin uslübunu da unutmamak lazım tabi :) bu yeni arkadaşımdan okuduğum güzel yazıların kesilmemesi dileğiyle .. tekrar teşekkürler^^
ımm bakalım sırada ne var?
kemdimden acımasız gerçekler :P tamam , o kadar acımasız olmasa da hakkımdaki bikaç garip özellikten bahsetmek ilginç olacak :)
1- kararsız kazım
genelde hızlı karar veren biriyimdir ama sevdiğim şeyler arasında asla seçim yapamam.. şimdi sevdiğim şeyler deyince anneni mi daha çok seviyosun babanı mı? tarzı tercihler gelmesin aklınıza ..beni çaresiz bırakan tercihler daha çok alışveriş sırasızda vukuu bulur.. mesela alışverişte beğendiğim iki kazak arasında kalmak hatta iki kazak da değil aynı kazağın iki farklı rengi konusunda kararsız kalmak .. zaten çoğu zaman ikisini de alırım ama eğer param yetmiyorsa ahh ahh işte o zaman halim içler acısıdır :( bir saat o mu bu mu diye düşünür tezgahtarı da kanser eder öyle çıkarım dükkandan..yani kısaca beni alışverişe çıkartan adam ya çok sabırlı olsun ya da çok zengin - ki ikinci tercihimdir duyrulur :)
2-keyif insanı:
sabah istediği saatte kalkabilen, rahat rahat kahvaltı yapabilen, canı sıkkınsa önce kendini şımartıp güne öyle başlayan bir insanım ben.. bu yüzdendir ki ilk derslere neredeyse hiç katılmamışımdır.. sabahın köründe 100 küsür kişiyi karanlık odalara tıkıp bilmem kaç slaytı okumak zorunda bırakan sisteme de buradan sevgiler! öhöm neyse anarşistliğimi de dillendirip soğutmayayım iyice kendimden :) neyse kendi çapımda kurallara isyan edip ilk derslere girmem.. sonra eğlenceli müzikler dinler , genelde komik şeyler izlerim.. kendimi yormam, üzmem.. bi üzen çıkar nasılsa ne diye birde insan kendine kötü davransın ki ama di mi?
3-sazan biiirr!!! bazen öyle saf olurum ki olmadık şeylere kanar, şaçma sapan durumlara düşerim.. genelde insanların ilk söylediklerini dikkate alırım ki aslında çoğu zaman ağzımdan çıkan ilk cümle dalga amaçlıdır.- bu da ayrı bir paradoks aslında-.. bi konuyla ilgili beyan ettiğim ilk fikir hep saçmadır ve bundan acaip zevk alırım .. ama çoğu zaman diğer insanların da bundan zevk alabileceğini unutup uzuun süren yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilirim :s :D ve yalan yok bu kargaşalar çoğu zaman oldukça eğlenceli olur :) o bana kanar, ben ona kanar acaip bi ütopya kurarız yani :)
4- sanatçı ruhum, iflah olmaz egom.. küçükken çizdiğim resimler hep okul panosuna asılırdı.. o günlerin bana verdiği güvenle hala bişeyler karalar, çizim defteri tutarım :D arkadaşlarımın defterlerine küçük süprizler karalarım .. ve bunu yaapmayı da cidden severim ama bana aynı güveni sağlayan iş eğitimi dersleri için aynı şeyi söylemek biraz zor.. dışarda gördüğüm her ilginç dizaynı biraz inceleyip ''bende yaparım bunu aslında yaa..'' diye aslına burun kıvırıp derma çata yaptığım kendi eserime(!) dünyanın en şahane şeyi muamelesi yaparım.. evet biraz egom şişkindir bu konuda ..
5-alice harikalar dünyasında..
hayal kurmaya bayılırım.. her gece uyuya kalana dek hayal kurarım..ama bu hayallerimde gerçek yaşantımdan insan silüetlerine pek yer vermem.... bambaşka bir dünyada bambaşka bir hayatım olur bu hayallerde.. sevdiğim insanlara ise mükemmel hayatlar yaşatırım genelde.. onların mutlu olduğunu düşünürüm her zaman.. kendimle ilgiliyse herkesten bağımsız hayallerim vardır.. bir gün ıssız adada şeyzlonga uzanmış,ananas suyumu yudumlayıp güneşin tadını çıkarırım, bigün bigbang konserinde çılgınlar gibi şarkı söylerim, kan ter içinde kalırım.. bilinçaltımdan acaip fikirler çıkar.. kimsenin karışamadığı harikalar dünyamda dilediğimce dolaşırım..
6- seri olsun, bizim olsun.. seri filmlere,kitaplara bayılırım.. takip ettiğim bir seri bittiğinde depresif havalara dahi bürünebilirim, o kadar takarım .. takip ettiğim seri sırasında akan yaşatımındaki değişiklikleri o serilere göre kodlarım.. hayat hikayemdeki kronoloji doğum tarihimle değil izlediğim ilk çizgi film serisiyle başlar mesela.. harry potter serisi 4. sınıftan geçen seneye kadar hayatımın önemli olaylarını bağdaştırdığım bir diğer seridir.. ocean's eleven, karayip korsanları, shrek, toy story, görevimiz tehlike, bond.. tarafımdan hep saygı gören hayatımın mihenk taşları gibidir :) seri işi iyidir yani :)
7- fanatiğim, damarımı kesseniz sarı kımızı akar :P tamam, o kadar olmasa da taraftarlığımı fanatiklik boyutuna taşırım genelde .. bu fanatikliğim için illa büyük bir olaya da ihtiyaç duymam .. sevdiğim rengi, müziği, filmi, seriyi :) korur, sakınırım.. gerekirse reklamını yaparım.. hakkındaki tartışmalara hararetle iştirak eder ama fair-play sınırlarında kalırım.. sporu severim, takip ederim.. ofsayt ne demek de bilirim :) futbolla da aram iyidir yani.. vaktinde mahallenin gol kralıydım hatta .. heyt be ne günlerdi :D
işte böyle.. verdiğim bilgiler bana normal geliyor ama bir yandan da kendimi karalıyormuşum gibi hissettim :D insanın kendini anlatması ne zormuş.. okurken bayağı eğleniyordum halbuki bu mim'i :)
neyse gelelim şimdi bu ödülü göndermek istediğim sevgili blog yazarlarına.. aslında sanırım herkes yazdı bu mim'i ama yine de ben bu blogdaşlara ödül vermekten çok büyük mutluluk duyacağım için listemi zevkle hazırladım.. ô zaman, oscar goes to..
1-hikaruvy'nin renkli dünyası
eğlenceli yazılarını okurken acaip rahatladığım bu blog aynı zamanda yukarda bahsettiğim hayal alemime farkllı tatlar katan hikayelere de sahip.. sevgili hikaru'nun üslubuna zaten diyebileceğim birşey yok :) keyifli anlatımıyla en alakasız olduğum konulara bile acaip bir aşinalık duyuyorum.. harika yazılarının devam etmesi dileğiyle ^^
2-metropol günlüğü
metropol günlüğü adamakkıllı takip ettiğim ilk bloglardan biri.. bana her zaman çok profesyonal gelen yazıları aynı zamanda çok eğlenceli ve süprizlerle dolu.. en son röportaj olayı bombaydı mesela :) sonraa ss501
ile ilgili bir one shot okumuştum ki sırf nasıl öyle bir başlık kim hyun joong 'tan bu kadar nefret eden bir adamın blogunda bulunur diye .. ama hikaye çok iyiydi.. yani kısacası bu ve benzeri pekçok sebeple bu ödülü metropol günlüğüne göndermekten çok mutluyum.. 3-mydestiny şu yukarda gördüğünüz banner her ne kadar aman aman yetilerle yapılmamış olsada şahsım tarafından yapıldığından ve içerisinde barındırdığı şirin kişilikten dolayı gözümde inanılmaz kıymetli..( bknz.4 nolu özellik) ve ben bu banner'ı sevgili mydestiny'nin photoshop dersleri sayesinde yaptım.. zaten şurdan mydestiny'nin derslerinden sonra nasıl gaza geldiğimi görebilirsiniz :D kendisine gönüllü hocalığından ve paylaşımcılığından dolayı çook teşekkür ediyorum :) haa bir de blogunun ,yerleşimi,düzeni, teması kısaca görünümü süper olmuş! en beğendiğim blog şekli seninki şu anda , sırf o düzene veririm ben bu ödülü zaten ^^ 4-masalevi
sevgi masalevine de sırf isminden dolayı verebiirim bu ödülü.. harika bir blog adı bence..ben ne zaman bloga girip bannerdaki evi ve de başlığı görsem bende kışın buğulanmış bir pencerenin kenarında sahlep içme hissi uyandırıyor :) ama zaten onun ötesinde bir ft island arşivi var ki adını gölgede bıraktı benim gözümde :) hem huzurlu hem dinamik hem samimi bulduğum bu güzel bloga gönül rahatlığıyla gönderiyorum bu ödülü :)
5-ucu iyagi:
bilginin biri bin para olan bu blog magazin haberleri dışında da taze bilgiler bulabileceğim bir diğer blog benim için :) uzakdoğu kültürünü tanırken atladığım, bilmediğim bi dolu bilgiyi son derece yollu yordamlı anlatıp beni aydınlatan yazara bir teşekkürü borç biliyor, ödüllerimden birini gönderiyorum:)
6-sevgili günlük:
günlük yazarları blog alemine bir geldi pir geldi.. birden hepimiz bu hareketli , eğlenceli günlüğü karıştırdık bir şekilde :) sık güncellenen bu blog benim için eğlenceli bir uğrak oldu.. günlük yazarlarına da ödüllerini gönderiyorum :)
7- bez cadıları:
yahu nasıl bir hızdır, nasıl eğlenceli yazılardır onlar :) kabarık arşivlerinde saatler geçirebilirim :) sırf yorumlarını okumak bile can sıkıntısını dağıtmaya yeter.. benim için pijama partisi tadında bir blog kesinlikle.. kız muhabbeti, dayanışması, dedikodusu bir arada :) esgeçilmeyecek bu güzel bloga da ödüllerini ttakdim ediyorum :)
8- yolun neresindeyim:
gittiği japonyadan yazdığı blogu gıptayla okuduğum serrose tam bir kitap kurdu.. listesini görüpte utanmadan edemiyorum :S yazılarına günlük hayatından kattığı kesitler, japonyadaki yaşamıyla ilgili bilgiler ve minik kedisi bloguma sık sık misafir olmamı sağlıyor :) ayrıca sık fotoğraf paylaşması da oldukça hoşuma gidiyor.. dolu dolu bloguyla bu ödülü cidden hakediyor :)
9-bunu sevdim:
bunu sevdim, adına vurulduğum bir diğer blog.. insanlar ne güzel isimler buluyor yahu değil mi? ama bunu sevdim isim konusundaki yeteneğini sağ sütunundaki başlıklarda da sürdürmüş.. özellikle şefin önerisine tıklamadan geçmemek lazım :) önerdiği filmlerden de şimdiye kadar keyif aldığım için listesine göz atmaya devam edicem.. takip listemde uzun süredir varolan bunu sevdime ödülünü sunuyorum :)
10- kendisi insan:
blog yazmaya başlamama bilin ki bu şahsiyet sebep oldu..sessiz sedasız takip ettiğim bloguna özenip açtığım bu blogda ilk mim'i mi de bana kendisi insan göndermişti.. benim için çok değerli olan kendisi maalesef can sıkıcı zamanlar geçirmekte olduğu için bir müddet önce artık yazmayacağını söyledi ama ben kafası rahatlayınca dönüp yeniden blog alemini renklendireceğini ümit ediyorum.. umarım hayatında acaip güzel süprizlerle karşılaşır artık ^^ kendisine bu ödülü canı gönülden gönderiyorum..
canım sıkkın galiba.. aslında sıkkından da öte bi mengenede gibiyim.. ve hala ''canım sıkkın galiba'' tarzı cümleler kuracak kadar da kronik bir ''umut edelim-iyi şeyler dileyelim-dua edelim-gülümseyelim'' ruh haline sahibim.. ve bu durum benim için ruh halinden ziyade saçma bir alışkanlığa dönüştü iyice..
''azimli olmak, inatçı olmak ,birşeyler başarmak için uğraşmak'' ilk başta kulağa güzel gelse de son zamanlarda saçmalıktan başka bişey olmadığını düşünüp, kaderden öteye bişey geçmez diyip, içinde bunları barındıran her türlü davranıştan köşe bucak kaçasım var..yani biraz olsun kendimi rahat bırakasım var..
ama öyle bi durumdayım ki şu an birşeyleri bıraksam tüm sürü üstümden geçip gider.. ve benim de nal toplayacak halim bile kalmaz.. o yüzden güzel düşünmekle başlayıp hayattan zevk almakla biten öğütler silsilesine güvenmek istiyorum..
çünkü kendi kendimi oyalamaktan yoruldum..
güne gülümseyerek başlamaktan,
2ne1 ı'm the best, we are the champions arzı şarkılarla kendime gaz vermeye çalışmaktan,
karşıma çıkan insanlara içten bir günaydın demekten yoruldum..
dolmuşta aptalın teki mal gibi otururken ayaktaki amcaya yer vermekten yoruldum.
oda-sınıf-yakın arkadaşımın sürekli bana sinsice gelen davranışlarda bulunmasından yoruldum..
havanın gri olmasından, çikolatanın kalorisinden bıktım..
bu alengirli ilişkilerden de sıkıldım..
hem bi sabah kalktığımda o hep ertelediğim şeylerin en azından bir kısmı hop diye gerçekleşiverse ne olur yani?
sabah erken kalkmadan da doğru düzgün hazırlanacak vaktim olsa..
atlasım pamuk kadar hafif olsa..
kuaförüm ucundan çok az'ı tam olarak anlasa..
ya da yaşamak zorunda olmadığım bi şehirde yaşayabiliyor olsam mesela..
dünyanın sonu mu gelirdi?
bu gidişle dünyanın sonu gelmese de benim insanlığımın sonu yakın gibi duruyor...
hem acımasız, aksi , hırslı ve bencil olmam neleri değiştirirdi merak ediyorum..
bu yüzden yarın sabah solumdan kalkmaya karar verdim .. hadi bakalım..
.........................................
..........................................................................
........................................
ama sonra yazıyı bitirirken başlarken ki kadar yoğun bir can sıkıntısı çekmediğimi hatta belki! biraz durumu abarttığımı dşünerek taslak olarak bırakmıştım..
ama şu an bu yazı cidden hafif kalıyor.. ve saçma sapan, olayları anlatmadan kendin çözmeye çalışırsan, kendine sürekli ''all iz vell'' telkininde bulunursan işler yoluna girer felsefemi taa büyük ayın göbeğinden geçecek kadar uzağa , bir alienin kucağına düşecek şekilde fırlatıyorum..!!
çünkü bu iş bana aptalmışım gibi hissettirmeye başladı..
kendime paboya, ahoya,idiot tarzı her türlü safsalak sıfatını reva görecek halde hissediyorum..
tamam 20 yaşında biri olarak çok görmüş geçirmiş, feleğin çemberinden geçmiş biri olmayabilirim ama en azından arkadaşlık adına hepimizin sahip olduğu bazı değerler vardır değil mi?
peki bu değerlere inanılmaz sahip çıkan ideal arkadaş görünümünde birisi en yakın arkadaşınızsa ve siz hala sadece görünüm mü, gerçek mi ayırt etmekte zorlanıyorsanız cidden aptal mısınızdır?
yoksa sadece iyi niyet beslediğiniz,inanmak istediğiniz, iyi olması için emek verdiğiniz ama sonunda uğruna kaçırdığınız fırsatlara ve kaybettiğiniz zamana acıyan , tüm çabalarına rağmen elinde temelsiz bir hurda kalan bir aptal mısınız?
cidden kafam karışk.. ve yorgunum..ve daha da acısı şu an kendimi o kadar salak hissediyorum ki!! sürekli sorunun asıl kaynağını atlayan eften püften şeylere patlayarak asıl meseleni üstünü kapatan bir salak!!
ben samimi biriyimdir.. hislerime güvenirim.. yada en azından eskiden böyleydim..
zorlu yada karmaşık olmayan, hisleri yüzünden okunun biri olmayı,
sevdiği kişilerle çok sevdiği şeyleri paylaşmaktan zevk alan..
arkadaşının canı sıkkınsa ve kendi mutluluğu ikisinede yetmiyorsa mutlu olmayı bırakıp onun sıkıntısının bir kısmını yüklenen biri olmayı severdim..
birlikte rezil olmayı, birlikte sinirlenmeyi seven...
herkese olmasa da bir kişiye zayıf yanımı göstermekten çekinmeyen biri..
ve şimdi sırf senin gibi birisi yüzünden mi en sevdiğim bu özelliklerimden dolayı acı çekiyorum?!
ve sen nasıl bu hale gelmeyi başardın?
yada sen hep böyleydin de ben mi yeni uyadım..
beni nasıl bu kadar kötü bir duruma sokarsın?
neden??
egon bu kadar mı büyük?
sen aynı haldeyken sana destek olan birine nasıl bu kazığı atarsın?
beni trenden raylara yuvarlamaya bu kadar mı hevesliydin..
yaşadığım şehirin en güzel yerlerini senle keşfedip, hayatıma renk katan herşeyi senle paylaşmıştım..
komik olan herşeyi sende gül diye hiç atlamadan sana anlatırdım..
canın sıkkınsa nefret ettiğim dramları açardım birlikte salya sümük ağlayalım diye..
sırf senden hoşlanmıyor diye kaç arkadaşımla arama sessizce mesafe koydum..
senle birlikte kilo aldım ama sen tek başına rejime girdin..
sen hastayken ben en güzel filmleri seçtim izleyelim diye ama ben hastalandığımda sen benim tanıştırdığım arkadaşlarına film izlemeye gittin..
sen önemsiz bir sınavdan düşük aldığında seni teselli ettim..
ama ben kalmama ramak kalan bir sınav sonucu aldıktan sonra sadece iyiyim diyerek seni iyi olduğuma inandırmıştım..
ve ben sırf sana tükettiğim töleranslarım yüzünden etrafıma karşı daha sinirli, daha tahamülsüz bir insan oldum..
cidden aptalım değil mi?..
enerjimi tüketen karadeliğe en yakın arkadaşım sıfatını veren bir aptal..
ama artık bitti..
sevdiğim yönlerimi kaybetmek istemiyorum..
sabahları solumdan kalkmak istemiyorum..
ve birlikte geçirdiğimiz anlardan da nefret etmek istemiyorum..
o yüzden bu yazıyı yazdım..
çünkü sana söylersem biliyorum ki hiçbirini kabul etmeyeceksin ve yukarda istemediğimi söylediğim şeyleri yapmamı sağlayacak şeyler söyleyeceksin..
bu yüzden bu, benim tarafımdan yazılmış arkadaşlığımıza son verme fermanı ..
ve senin tarafında kayda değer bir arkadaşlık emaresi görmediğim için bu fermanı okumana da lüzum görmüyorum..
sen aynen yaşamaya devam et..
bende kendi yoluma gideyim..